Đł̇Ɏ₳ⱠɆ₭₮ł̇₭

 Diyalektik Yunanca zıtların birliği manasına gelmektedir. Eski Yunan'da tartışma sanatı manasında kullanılırdı. Hegel'in diyalektiğine göre; her şey kendi içinde aynı zamanda zıttını barındırırdı. Bu çelişki ise hareketi doğururdu. tez antitez ve sentez üstüne kuruludur işleyiş. buna göre bir madde kendisi tezdir, onun içindeki zıtlık antitezdir. bunun birleşmesi yani maddeyi oluşturması ise sentezdir.


 Diyalektik  kavramının  tarihi, bir anlamda,  felsefenin  de  tarihidir. Felsefe  tarihinin, Eflâtun’un metinlerine  düşülen dip  notlardan  oluştuğu  söylenmiştir. Bu  bağlamda, felsefesinin temel yöntemini diyalektik terimiyle betimleyen düşünür Eflâtun olduğuna göre, düşünürün metinlerine dip not indiren her filozof, söz konusu terimi, bir biçimde, düşünmüş, irdelemiş, yorumlamıştır denilebilir. “Dialogos” (διάλογος) sözcüğü  yunanca  bileşik  bir sözcük. “Dia” (διά) hem ayırma, yırtarak ayırma ya da ayırarak yırtma, hem de ardından, kat  ederek, boyunca  anlamlarını içerir. “Logos” (λόγος) ise  anlam alanı son derece  geniş bir sözcük. “Leg”  kökünden türer; hem toplamak, devşirmek, seçmek (dolayısıyla  ayıklamak, hesap  etmek,  saymak) anlamlarını içerir, hem  de  söylemek, dile  getirmek, akıllı uslu  konuşmak, belirtmek,  anlamlamak  anlamlarını. Fiilin adı (substantif) ise, hem söz  hem akıl  anlamlarını taşır. “Dialogos”, logos boyunca, logos’un ardından, logos’un yolunda, logos’u  kat ederek  ilerlemek  demektir. Eflâtun, bu sözcüğü, soru yanıtla logos boyunca söyleşerek  ilerleme anlamında kullanır. Dolayısıyla “dialogos” sözcüğü, bölünme, ayrılma, karşı karşıya  gelip  çatışma  anlamlarını da  taşır (bkz.  Cassin ve  diğerleri, “Logos”; Bailly, Yunanca­ Fransızca Sözlük; Lalande, “Dialectique”;  Gönderme  yapılan kaynakların tam referansları  için  “Kaynakça”ya  bakınız). Eflâtun’da diyalektik, soru  yanıtla idealara  değin  ilerleme  yöntemidir. Filozofun Kratylos adlı kitabında Sokrates, söyleşisini sürdürdüğü kişiye, “soru  sormayı ve yanıtlamayı bilene dialektikacı adından başka bir ad verir misin?” diye  sorar  (Kratylos, 390c). Göreceğimiz gibi Eflâtun, logos sözcüğünün çok anlamlılığını kısıtlayarak, belâgatle (retorik) felsefe arasında bir ayırım yapar, gerçek logos’u felsefeye, yani uslu, akıllı, us, akıl içeren söze yaklaştırır.


 Diyalektik felsefe her şeye tarafsız bakmaktır. Bilimle anladığımız olguları inancımızla test etmeden tarafsız bakmaktır.

Anlamadığım konu Evrim teorisinin dini inancı olanları yada olmayanları neden rahatsız ettiği ya da rahatlattığıdır. Evrim teorisi, "bir varsayımlar" bütünüdür. Yani canlı yaşamının gelişimi hakkında ki hipotezler bütünüdür. 
Evrime göre, dağınık, düzensiz, cansız atomlar ve moleküller, zamanla kendi kendilerine tesadüflerle biraraya gelerek düzenli ve planlı proteinleri, DNA, RNA gibi son derece kompleks moleküler yapıları, ardından da çok daha ileri düzenlere, organizasyonlara ve tasarımlara sahip milyonlarca canlı türünü ortaya çıkarmışlardı. Evrime göre, canlılık her aşamada daha planlı, daha düzenli, daha kompleks ve daha organize bir yapıya doğru ilerleyen süreçtir.

Tez(Sav) ; Tartışmaya, iddiaya dayanarak bir öneri, fikir ileri sürmek.
Öne sürülen fikir ve önermeleri içeren döküman.
Antitez; Öne sürülen fikir ve önermenin tersini içeren döküman.

Hipotez(Varsayım): Olaylar arasında ilişkiler kurmak ve olayları bir nedene bağlamak üzere tasarlanan ve geçerli sayılan bir önermedir.

Teori(Kuram): Doğruluğu ispatlanmış hipotezdir. Doğruluğunun kanıtlanmasından ziyade yanlışlığı kanıtlanamamış önermedir. Çürütülebilir.

Kanun (Yasa): Bir olguyu "tanımlamaya" çalışır. Yasa olmalarını sağlayan şey onların herhangi bir gözlem ve deneye ihtiyaç duymadan açık bir şekilde gözlenebilen süreçler olmalarıdır. Kanun’un doğruluğu tartışılmaz, çürütülemez evrensel gerçektir. Kütle çekim yasası gibi. Ama bu yasayı açıklayan teori çürütülebilir.



Bilimselliğin temeli tez- antitez- hipotez üçgenindedir. Oysa okullarımızda tezlerin karşıtı antitezler verilmemektedir. Ve hipotez -> teori -> yasa gibi bir doğrusal yapı olduğu anlatılmaktadır.

Bilimde "mutlak doğru", "tartışılamaz gerçek" gibi kavramlara yer yoktur. Bazı teoriler, çok iyi sınanmış oldukları, bazı durumlarda çok mükemmel sonuçlar verdikleri gibi nedenlerle kanun olarak adlandırılırlar. Newton kanunları yüzyıllarca evrensel gerçek gibi bilindi.. ama evrensel bir kanun olmadığını Genel Görecelik Kuramında görmüştük.

Evrim ve Yaradılışın daha ne demek olduklarını bilmeden işine geldiği gibi saçma önermelerle “ben maymun dan gelmedim kardeşim” diyerek savunmak hiç bi işe yaramıyor. Zaten maymundan geldiniz demiyor. Canlılar basamak olarak değil ağaç şeklinde türlere ayrıldılar diyor özetle. Dinle alakası olmayan bir savdır. Tam tersi inancı olmayan birinin de “Hani Adem ile Havva bir anda inmişti Dünya’ya” demesi kadar abes bir durum. Örneğin Kur’an balçık tan yaratıldık diyorsa Evrim savı bunun tersini söylemiyor ki.. (Evet ilk canlının (prökaryot hücre) balçıkta ortaya çıktığı bilinmektedir)

Doğa ilhamını Newton, Darvin ya da Einstein vs. gibi kişilerin kuramlarından almıyor. Deneme yanılma da yapmıyor. Su Arşimet'ten önce de kaldırıyor, cisimler Newton dan önce de düşüyordu...




VGV.ARC

Yorumlar

Popüler Yayınlar