ROTA

  "Çoğu konuda hepimiz doğrunun ve yanlışın ne olduğunu biliyoruz aslında. Ama doğruyu bilmekle, doğruyu yapmak arasında fark var. Kime sorarsanız sorun herkes, okuyup kendini geliştirmenin saatlerce TV seyretmekten daha faydalı olduğunu bilir. Herkes sigaranın zararlarını, düzenli spor yapmanın yararlarını, fazla kilolardan kurtulmak gerektiğinin farkındadır.

 


Gelgelelim çoğu zaman düşündüklerimizle yaptıklarımız arasında derin uçurumlar var. Özel hayatımızda da şirket hayatımızda da eksik olan bilgi değil, bilgiyi hayata geçirme zafiyeti aslında. George Carlin’in dediği gibi, “Bugün geçmişe nazaran daha çok biliyoruz; ama öngörülerimiz daha az. Daha çok uzmanımız var; ama sorunlarımız eskisinden fazla.”

 Bence, bildiklerimizi yapamıyor olmamızın önündeki en önemli engel, “mevcut durumun yarattığı alışkanlıklara teslim olmak” ve “değişimin getireceği bilinmezlikten korkmaktır.”

İnsanlar, mutsuz oldukları halde, kendilerini mevcut ilişkilerinin içine hapsediyorlar. Bu kötü ilişkileri değiştirme gücüne sahip olmalarına rağmen daha iyi bir hayat için adım atamıyorlar. Alışkanlıklarından kurtulup yeni bir hayata geçmek için davranamıyorlar. Çünkü bütün olumsuzluklara, başarısızlıklara ve mutsuzluklara rağmen içinde bulundukları koşullara alışmışlar. Bunları değiştirmek üzere bilinmez olana doğru bir adım atmak onları çok korkutuyor. Doğrunun hayata geçirilmesi için önce kendi rahatımızı bozmamız, alışkanlıklarımızı terk etmemiz, bazı ilişkileri bitirmemiz gerekiyor ki sonrasında elde edeceğimiz yeni ilişkiler ve yeni düzen bize daha fazla başarı ve mutluluk versin. Ama bu adımları atmak yerine çoğunluk yanlışları sürdürmeyi tercih ediyor... 

Hem özel hem de iş hayatımızda kararlarımızı uygulamak gerçeklerle yüzleşmeyi, bazen fedakârlık yapmayı, bazen hiç hoşa gitmeyecek işleri yapmayı gerektiriyor. Mesela bir şirketi yeniden organize etmek, birçok insanın elindeki gücü başkalarına vermeyi gerektirir. Bu durum, zor ve hiç de hoş olmayan birçok ilişkiyi yönetmek demektir. Böyle bir uygulamayı hayata geçirmek şirketin içindeki güç sahiplerini elbette rahatsız eder. Bu insanlar doğal olarak değişime direnirler. Böyle bir değişimi yönetmek hiç bir liderin hoşlanacağı bir iş değildir. Ama değişim sonrası elde edilecek yeni düzenin getireceği başarı için buna katlanmak gerekir.

Başarılı insanların ve başarılı şirketlerin en önemli özellikleri düşüncelerini hayata geçirebilme becerileridir. Üstelik bunu yapmak için hiç bir özel yeteneğe ihtiyacımız da yoktur. Bu beceri her insanın sahip olduğu bir beceridir. Her insan ,eğer isterse, düşündüklerini ve doğru bildiklerini hayata geçirebilir.

Ben bu iradenin, dünyada en adil dağılmış özellik olduğuna inanıyorum. Yeteneklerin herkese eşit dağıtılmamış olduğu bir gerçek. Herkesin zekası, müzik yeteneği, resim yeteneği eşit değil. Herkes eşit derecede şanslı da değil. Ama herkesin aklından geçeni uygulayabilme gibi bir iradesi var. Ben herkese adil olarak dağıtılmış bu özgür iradenin özel hayatlarımızda da iş hayatında da bizlere verilmiş bir armağan olduğuna inanıyorum.

Ben bir insanın düşüncelerini hayata geçirebilmesinin, çok bilgili olmaktan bile daha önemli olduğunu düşünüyorum. Başarılı olanlar çok yetenekli ve çok bilenlerden değil, bildiklerini uygulayanlardan çıkıyor. Bilmek değil, yapmaktır hayatı değiştiren. Ne kadar bilirseniz bilin, eğer bildiklerinizi uygulayamıyorsanız, bildiklerinizin bir önemi yoktur aslında.

Bugün artık bilmek ve öğrenmek hiçbir devirde olmadığı kadar demokratikleşti. Bilgi her zaman, her yerde ve hiç olmadığı kadar kolay ulaşılabilir durumda. Eğitim olanakları bugün isteyen herkese açık durumda. Artık hiç zorlanmadan her yaşta, herkes kendi koşullarına uygun bir eğitim merkezi bularak istediği her şeyi kolayca öğrenebilir. İstanbul’un her yerinde belediyelerin desteklediği ücretsiz kurslardan tutun da, MIT ya da Harvard’ın internette genel kullanıma açtığı derslere kadar her seviyede bilgiye ulaşmamız an meselesi. Yeter ki isteyelim..."


Çocuklar bile neredeyse her şeyi biliyor...

Yorumlar

Popüler Yayınlar